IF YOU CAN READ THIS, DONT READ THE REST

     Yabancı dil öğrenimi ile imtihanımız asla bitmiyor ve sonuç hep malum.  Amsterdam da minik bir kafede garsona İngilizce sipariş vermek, ardından eskicileri gezip biraz retro kıyafetler aramak ve milletimizin alamet-i farikası olarak biraz pazarlık yapmak ne kadar zor olabilir ki. İnanın bana çok zor. Çünkü İngilizce veya başka herhangi bir yabancı dil bizim için bir iletişim aracı değil. Önceliğimiz konuşmak değil de doğru konuşmaya çalışmak hep. Sanki kafedeki garson birazdan adisyonla beraber İngilizce sınav kağıdımızı da getirip yanlışlarımızı yüzümüze vuracak. Konuşurken ki  gramer hatalarımızı bir bir sıralayacak ve o aslında bir İngiliz dili edebiyatı profesörü .

      Örnekler arttırılabilir ama değişmeyen tek bir gerçek var. Yabancı dili anadilimize yakın kullanabilmek bizim için hem ütopya hem de fobi. Son yıllarda yapılan 2 araştırmada (İYE: İngilizce yeterlilik indeksi ve TOEFL METANALİZİ ) Avrupada sonuncu olmamızı engelleyen ülke ; iyi dostumuz Kosova. Neyse ki onlar da bizim kadar kötü. Maalesef daha vahimi de var. Bu çalışmalara dünya ölçeğinde bir bakıldığında bir Afrika kabilesi olan Zulu’nun da gerisindeyiz.

     Bir şeyleri yanlış yaptığımız ortada. Okullarda yüzlerce hatta bazılarında binlerce saat İngilizce dersi görüp , iş başvurusunda İngilizce kısmına ileri seviyede diye işaret koyan bir çalışanımızın telefonda müşterimiz  ile 2 kelime konuşamaması veya e-mail yazarken karnının ağrıması sıradan geliyor artık.

     Binlerce gencimiz yabancı ülkelerde akademik ve ticari olarak başarıdan başarıya koşuyor. Yabancı dil eğitiminde  yanlışı kendimizde de aramalıyız. İnsanlarımız doğru koşullar altında, uygun bir eğitimle kolayca yabancı dil öğrenip konuşabilir.

     Yabancı dil eğitim sistemimizi dünya standartlarına çıkarmalıyız. Neredeyse tüm yaş gruplarında İngilizcenin ilk dersi ( am,is, are ) ile başlar.  Bizim dilimize hiç uygun olmayan hatta dilimizde tam karşılığı da olmayan bu yapılarla  başlanan dersler ne yazık ki öğrencinin ne olduğunu tam da kavrayamadığı bir silsilede devam eder. Artık metodumuzu değiştirme vakti gelmiştir.

     İşimiz aslında çok kolay. İletişim çağındayız. Yabancı dil eğitimini doğru yapan ülkelerde kullanılan ‘tümdengelim’ metodu elbette bizim de sorunlarımızın çözümü. Tümdengelim metodu yapısı gereği hem daha eğlenceli hem de öğrenilen bilgiler daha akılda kalıcıdır. Derslerin ilk 3 gününde dil yapılarının neredeyse tamamına yakını verilmekte ve her ders gününün önemli bir kısmında öğrenciler öğrendikleri bilgilerle pratik yapmaya teşvik edilmektedir.

      Amerika’yı yeniden keşfetmemize gerek yok. Doğru sistem ve doğru kaynaklarla dil eğitimi artık zor değil. Dil bir iletişim aracıdır. İletişim bizi birbirimize bağlar.

                                                             Amerikan Kültür Eğitim Kurumları

ELVAN CİVAN

Yorumlar